BAHAR EKİNOKSU

TÜLAY GERMAN’IN GİDİŞİ GİBİ BİZİM BURADA KALIŞIMIZ

Sisli, soğuk, yağmurlu bir bahar ekinoksu.

Güne yeni bir omlet denemesiyle başladım. İstediğim tadı tutturamasam da yedim, geçtim. Bir süredir elimde beklettiğim fesleğen ve kadife çiçeği tohumlarını sonunda ektim. Suyunu biraz fazla döktüm sanırım. Umarım yeşerirler.

Günün kalanını belgesel izleyerek ve müzik dinleyerek geçirdim. İlk olarak Didem Pekün ve Barış Doğrusöz’ün Tülay German: Kor ve Ateş Yılları belgeseliyle başladım. Türkiye’den Paris’e gidişi… Kırgınlığından çok melankolisi çöktü içime.

“Tam zamanı; sesim bozulmaya, nefesim tükenmeye, coşkum azalmaya, içimde yanan alev sönmeye yüz tutmadan, eskimeden, yıpranmadan, gürültüsüz, sessiz sedasız çekip gitmek. Kaybolmak. Bu gece Hollanda’da konserim var. Kimse bilmiyor son konserim olduğunu. Erdem dahil.”

En sevdiğim türkülerinden biri olan Burçak Tarlası’nın hikâyesini ise şöyle anlatıyor:
“Çevrem, annem dahil, kocalarının paralarıyla yaşayan; elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, şık ve gailesiz İstanbullu hanımlarla doluydu. Burçak Tarlası türküsündeki kadın ise çalışmaktaydı. Ağa için, ‘Bakın şu deyyusun kaç tarlası var!’ dediğine göre, belki farkında bile olmadan, büyük bir doğallıkla politik bir bilince sahipti. Yine ağaya ‘Kalkar da giderim. Evini başına yıkar da giderim!’ dediğinde ise bence kurulu düzene başkaldırmaktaydı. Bu, ağaya tavır koyan Anadolulu gelin, çocukluğundan beri asi bir karaktere sahip olan bana çok yakın gelmişti.” Daha da severek dinlemeye devam edeceğim bu türküyü…

Balkona çıkıp bir sigara yaktım, listemi dinledim.

Daha sonra Adana’nın Çetirevli köyünde geçen, Aybüke Avcı imzalı Domates Biber Depresyon belgeselini izledim. Köyün yarısı depresyon hastası. Kabullenişleri, miskinlikleri, kahkahaları yüzümü güldürdü. Garip bir hüznü vardı belgeselin.

Bir de bildiğim güneş, bildiğim toprak olunca his daha da yoğunlaşmış olabilir. Mevsim geçişleri, hasat… Hepsi benim de çocukluğum. Aynı coğrafyada, farklı zamanlarda, aynı depresyon.

En çok etkilendiğim yerse belgeselin sonunda. Gecenin hiç bitmesini istemiyorlar. Sabah olunca sorumluluklar, düşünmek zorunda kalmak… Sabah olmasın diye dilemeleri, korkularını anlatmak istememeleri.

“İçimden gelmezse gülemem.”

Yorum bırakın

EVRENDE KÜÇÜK BİR NOKTA

Ben Mine. Bu blogun yazarıyım.
Hayatı küçük şeylerde buluyorum: mevsim geçişlerinde, kitaplarda, bitkilerde…
Bir yaz sofrasında, sabahın erken saatlerinde, gün batımlarında. İnsanda. Bir şarkıda. Sessizlikte. Değişimde.
Yazmak istiyorum. Ufak da olsa kendime ve başkalarına bir katkı sunmak. Günlük yaşamı, içimden geldiği gibi hissetmek ve yazmak.

Son Yazılar