SIRADAN BİR GÜN

Eski bir yaz fotoğrafı.

SIRADAN BİR GÜN

Tatilin son günü, bomboş geçirdim. Bomboş geçirmekten de çok mutluyum. Keşke daha fazla miskinlik edecek günüm olsa. Birkaç sayfa John Cheever’ın Toplu Öyküler’ini okumaya çalıştım; içine giremeyince bıraktım. Birkaç yazı denemesi yaptım. Balkona çıktım. Dün ektiğim tohumlara baktım, her şey yolunda mı diye sordum. Çıt yok.

Çiçekleri suladım. Hava durumuna baktım. Bir hafta daha güneşsiz bir İstanbul. Şaka mı bu? Ah, gerçekten. Gerçekten bayılacağım.

İki gündür etli pazı & karalahana sarması ve güllaç yiyorum. Bugün yeni bir yemek denemeye ne hevesim ne iştahım var.

Biraz reels kaydırdım, kırlara ve köpeklere baktım. Konuşan herkesi geçtim. Bazı gezilecek yerleri kaydettim, çıktım.

Dünden beri ara sıra balkona gelen kargaya usulca bakmak istedim. Tül perdeyi hafifçe aralamamla uçması bir oldu. Kargaların sesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama benim çok hoşuma gidiyor. Ne vardı, biraz daha gag deseydi.

Yorum bırakın

EVRENDE KÜÇÜK BİR NOKTA

Ben Mine. Bu blogun yazarıyım.
Hayatı küçük şeylerde buluyorum: mevsim geçişlerinde, kitaplarda, bitkilerde…
Bir yaz sofrasında, sabahın erken saatlerinde, gün batımlarında. İnsanda. Bir şarkıda. Sessizlikte. Değişimde.
Yazmak istiyorum. Ufak da olsa kendime ve başkalarına bir katkı sunmak. Günlük yaşamı, içimden geldiği gibi hissetmek ve yazmak.

Son Yazılar